Back

Ortaklık Sözleşmesinde Rekabet Yasağı: Şartları ve Sınırları

Ortaklık Sözleşmesinde Rekabet Yasağı: Şartları ve Sınırları

Bir şirketin ortakları arasındaki en hassas konulardan biri, ortağın aynı işi kendi hesabına da yapıp yapamayacağıdır. Ortaklık sözleşmesinde rekabet yasağı, tam olarak bu riski yönetmek için konulur: ortak, şirketin faaliyet alanında şirketle rekabet edecek işler yapmayacağını taahhüt eder. Ancak uygulamada bu kayıtların önemli bir kısmı, ihtiyaç duyulduğu anda beklenen korumayı sağlamaz — çünkü yanlış yere, yanlış kapsamda yazılmıştır.

Bu yazıda konuyu adım adım açıyoruz: yasak hangi şirket türünde kendiliğinden vardır, hangisinde sözleşmeye yazılması gerekir, ortaklıktan ayrıldıktan sonra ne olur, aykırılık hâlinde şirket neyi talep edebilir ve sözleşme yazılırken en sık hangi hatalar yapılır.

Ortaklık sözleşmesinde rekabet yasağı nedir?

Rekabet yasağı, bir kişinin belirli bir işletmeyle aynı alanda faaliyet göstermesini yasaklayan veya sınırlayan bir yükümlülüktür. Şirketler hukukunda bu yükümlülük iki farklı kaynaktan doğabilir:

  • Kanundan doğan yasak: Bazı şirket türlerinde kanun, ortak veya yöneticiye doğrudan rekabet yasağı getirir. Sözleşmede hüküm olmasa bile yasak vardır.
  • Sözleşmeden doğan yasak: Kanunun kendiliğinden yasak getirmediği hâllerde, taraflar bunu şirket sözleşmesine veya ayrı bir sözleşmeye yazarak kararlaştırır.

Bu ayrım pratikte belirleyicidir. Kanundan doğan yasak, ortaklık sıfatı devam ettiği sürece uygulanır ve genellikle diğer ortakların onayıyla aşılabilir. Sözleşmeden doğan yasak ise ancak yazıldığı kapsamda ve hukukun çizdiği sınırlar içinde geçerlidir.

Hangi şirket türünde hangi kural geçerli?

Adi ortaklık

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 626, adi ortaklık ortaklarının kendilerinin veya üçüncü kişilerin menfaatine olarak ortaklığın amacını engelleyici ya da ortaklığa zarar verici işler yapamayacağını düzenler. Yani adi ortaklıkta yasak, sözleşmede hiç yazmasa dahi mevcuttur. Ortaklar isterse sözleşmeyle bunun kapsamını netleştirebilir.

Kollektif şirket

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 230’a göre kollektif şirket ortağı, diğer ortakların izni olmaksızın şirketin yaptığı ticari işler türünden bir işi kendi veya başkası hesabına yapamaz; aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırlandırılmamış ortak olarak da giremez. Burada da yasak kanundan doğar ve oldukça geniştir.

Limited şirket

Limited şirkette tablo ikiye ayrılır. Müdürler bakımından yasak kanundan doğar: Türk Ticaret Kanunu m. 626 uyarınca, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamaz.

Sıradan ortaklar bakımından ise kanun doğrudan bir rekabet yasağı getirmez. Türk Ticaret Kanunu m. 613, ortakların şirket sırlarını korumakla yükümlü olduğunu ve şirketin çıkarlarını zedeleyecek davranışlardan kaçınması gerektiğini söyler; ayrıca şirket sözleşmesiyle ortakların rekabet eden işlem ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarının öngörülebileceğini belirtir. Yani limited şirkette ortağa rekabet yasağı getirmek istiyorsanız, bunu şirket sözleşmesine yazmanız gerekir. Aynı maddeye göre geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verirse, ortak yasağa aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilir.

Anonim şirket

Anonim şirkette kanuni yasak pay sahiplerine değil, yönetim kurulu üyelerine yöneliktir. Türk Ticaret Kanunu m. 396’ya göre yönetim kurulu üyesi, genel kurulun izni olmaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamaz. Sıradan pay sahibi ise kanunen rekabet yasağı altında değildir; bu yükümlülük ancak pay sahipleri sözleşmesi gibi ayrı bir sözleşmeyle getirilebilir.

Ortaklıktan ayrıldıktan sonra rekabet yasağı devam eder mi?

Uygulamadaki en kritik soru budur ve ortaklık sözleşmesinde rekabet yasağı düzenlemelerinin çoğu tam burada çöker.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bu konudaki yerleşik yaklaşımı nettir: şirket sözleşmesine konulan rekabet etmeme kaydı, ortak ortak olduğu sürece bağlayıcıdır. Kanun, şirket sözleşmesiyle ortağa ortaklıktan ayrıldıktan sonrası için rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmesine izin veren bir düzenleme içermez. Dairenin incelediği bir olayda, bir sigorta aracılık şirketinin esas sözleşmesinde “ortaklar ve ayrılan ortaklar, ayrıldıkları tarihten itibaren 15 yıl boyunca aynı alanda faaliyette bulunamaz” hükmü yer alıyordu. Ortaklıktan ayrılan kişi kısa süre sonra aynı sektörde başka bir şirkette çalışmaya başlayınca cezai şart istenmiş; Yargıtay, esas sözleşmeye bu şekilde konulan yasağın ortaklıktan ayrılan kişi bakımından bağlayıcı olmadığına hükmetmiştir.

Aynı kararda çözüm de gösterilmiştir: şirket ile ortağı arasında yapılacak ayrı ve bağımsız bir rekabet yasağı sözleşmesiyle, ayrılıktan sonraki dönem için de rekabet etmeme yükümlülüğü öngörülebilir. Nitekim hisse devri sırasında imzalanan bağımsız rekabet yasağı sözleşmelerine dayanan davalar mahkemelerce esastan incelenmektedir.

Pratik sonuç: Ayrılık sonrası koruma istiyorsanız bunu esas sözleşmeye yazmak yetmez. Hisse devri veya ortaklıktan çıkma anında, taraflar arasında ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesi imzalanmalıdır.

Geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesi nasıl hazırlanır?

Ayrı sözleşmeyle kurulan yasağın sınırsız olamayacağını unutmamak gerekir. Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerine ilişkin m. 444 ve m. 445 hükümleri, rekabet yasağı kayıtlarının denetiminde temel ölçüt olarak kullanılır. Bu hükümlere göre yasak; yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez, kişinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı biçimde tehlikeye düşüremez ve süresi özel durumlar dışında iki yılı aşamaz. Aşırı kayıtlarda hâkim, yasağı kaldırmak yerine kapsamını daraltarak sınırlandırabilir.

Sağlam bir metin şu dört unsuru açıkça içermelidir:

  1. Konu: Hangi faaliyet yasak? “Her türlü ticari faaliyet” gibi ifadeler geçersizlik riskini artırır; şirketin fiilen yaptığı işi tanımlayın.
  2. Yer: Coğrafi sınır. Şirketin gerçekten faaliyet gösterdiği il, bölge veya müşteri çevresiyle sınırlayın.
  3. Süre: Kural olarak en çok iki yıl. Uzun süreler tek başına metni riske atar.
  4. Yaptırım: Cezai şart miktarı ve zararın ayrıca istenip istenemeyeceği.

Rekabet yasağına aykırılık hâlinde şirket ne talep edebilir?

Kanundan doğan yasağın ihlali hâlinde şirketin elinde birden fazla seçenek vardır. Örneğin anonim şirkette Türk Ticaret Kanunu m. 396, yönetim kurulu üyesinin yasağı ihlal etmesi durumunda şirkete üç seçimlik hak tanır: tazminat istemek, tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymak veya üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmek. Bu haklar, diğer üyelerin durumu öğrendiği tarihten itibaren üç ay ve her hâlde gerçekleşmesinden itibaren bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu süreler kısadır; öğrenildiği anda harekete geçmek gerekir.

Sözleşmeden doğan yasağın ihlalinde ise talepler sözleşmeye dayanır: kararlaştırılan cezai şartın tahsili, aşan zararın tazmini ve rekabetin önlenmesi (men) istenebilir. Cezai şart öngörülmüşse, alacaklının zararını ayrıca ispat etmesi gerekmeden bu miktar istenebilir; ancak cezai şartı aşan zarar için zararın ispatı aranır.

Sık yapılan hatalar

  • Ayrılık sonrası yasağı yalnızca esas sözleşmeye yazmak. En yaygın ve en pahalı hata budur; ayrılan ortağa karşı ileri sürülemez.
  • Sınırsız süre ve coğrafya. “Ömür boyu”, “Türkiye genelinde, tüm sektörlerde” gibi kayıtlar mahkemede daraltılır veya tümüyle geçersiz sayılabilir.
  • Hisse devrinde konuyu atlamak. Devir sözleşmesi imzalanırken rekabet yasağı ayrıca düzenlenmezse, sonradan pazarlık gücü kalmaz.
  • Onay mekanizmasını kurmamak. Limited şirkette diğer ortakların yazılı onayıyla yasağın aşılabileceği unutulup, onayın nasıl alınacağı sözleşmede düzenlenmez.
  • Cezai şartı gerçekçi belirlememek. Fahiş cezai şartlar hâkim tarafından indirilebilir; caydırıcılıkla orantı arasında denge kurulmalıdır.

Şirket sözleşmesi hazırlanırken veya hisse devri görüşülürken bu konunun baştan doğru kurgulanması, sonradan açılacak davadan çok daha ucuzdur. Ticaret ve şirketler hukuku alanındaki çalışmalarımızda bu tür sözleşmelerin hazırlanması ve uyuşmazlık hâlinde takibi yürütülmektedir; cezai şart ve tazminat boyutu için borçlar ve sözleşmeler hukuku sayfamıza da göz atabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Şirket sözleşmesinde hüküm yoksa ortak rakip iş yapabilir mi?

Şirket türüne bağlıdır. Adi ortaklıkta ve kollektif şirkette yasak kanundan doğar. Limited şirkette müdür kanunen yasak altındadır ama sıradan ortak için şirket sözleşmesinde hüküm gerekir. Anonim şirkette yasak yönetim kurulu üyesine yöneliktir; pay sahibi için ayrı bir sözleşme gerekir.

Ortaklıktan ayrıldıktan sonra rekabet yasağı en fazla kaç yıl olabilir?

Ayrı bir rekabet yasağı sözleşmesiyle getirilen yükümlülükte, Türk Borçlar Kanunu m. 445’teki ölçüt esas alınır: özel durumlar dışında iki yıl. Daha uzun süreler mahkemece daraltılabilir.

Rekabet yasağına aykırı davranan ortaktan cezai şart istenebilir mi?

Geçerli bir sözleşmede cezai şart kararlaştırılmışsa evet. Ancak yasağın kendisi geçersizse cezai şart da istenemez; bu yüzden metnin konu, yer ve süre bakımından makul sınırlarda kalması belirleyicidir.

Ortak, rakip şirkette işçi olarak çalışırsa yasak ihlal edilmiş sayılır mı?

Sözleşme metnine bağlıdır. Yalnızca “ortak olamaz” denmişse işçi olarak çalışmak kapsam dışında kalabilir. Bu yüzden yasak tanımlanırken ortaklık, yöneticilik, çalışanlık ve danışmanlık gibi sıfatların ayrı ayrı sayılması gerekir.

Diğer ortaklar izin verirse yasak ortadan kalkar mı?

Limited şirkette geri kalan ortakların tümü yazılı olarak onay verirse ortak, bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı düşen faaliyetlerde bulunabilir. Şirket sözleşmesi bu onay yerine genel kurul kararını da öngörebilir.

Rekabet yasağı ihlalinde dava açma süresi nedir?

Kanundan doğan yasakta süreler kısadır; örneğin anonim şirkette diğer üyelerin öğrenmesinden itibaren üç ay, her hâlde bir yıl. Sözleşmeden doğan taleplerde ise genel zamanaşımı kuralları uygulanır. Süre kaybı yaşamamak için ihlal öğrenilir öğrenilmez hukuki değerlendirme yaptırmak önemlidir.


Bu yazı Türk hukukuna ilişkin genel bilgi vermek amacıyla hazırlanmıştır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Her sözleşme ve uyuşmazlık kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Somut durumunuz için bir avukata danışmanızı öneririz.

  • Büro

    İstanbul
    Türkiye genelinde dava takibi ve hukuki danışmanlık

  • İletişim

    Telefon: +90 544 171 3673
    E-posta: info@emrearslan.av.tr
  • Görüşme dilleri

    Türkçe · İngilizce · İspanyolca

  • Copyright © 2026 Av. Emre Arslan. Tüm hakları saklıdır.
    Bu sitedeki içerikler genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki tavsiye niteliği taşımaz.